Video Galeri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ndeki Konuşması -11 Haziran 2026-TAMAMI
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Türk Kızılay ailesinin değerli mensupları, sivil toplum kuruluşlarımızın ve iş dünyamızın kıymetli temsilcileri, kültür-sanat, medya ve spor camiamızın saygıdeğer üyeleri, kıymetli misafirler; hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
Bu sene ilk kez düzenlenen Kızılay Ödülleri Töreninde sizlerle beraber olmanın, sizleri milletin evinde ağırlamanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Sizlerin şahsında herkes için esenlik ve güvenli yaşam vizyonuyla fedakârane bir ruhla çalışan Kızılay’ımızın her bir mensubuna selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Ülkemizin en köklü sivil toplum kuruluşu olan Kızılay’ımız bugün 158. sene-i devriyesini idrak ediyor. Sözlerimin hemen başında Kızılay’ımızın 158. yaş gününün ülkemiz, milletimiz, sivil toplum camiamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Milletimizin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülerimize, hayırseverlerimize, bağışçılarımıza ve Kızılay çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum.
Kızılay’ımıza canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılay’a yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum.
Türk Kızılay’ın kurucuları Doktor Marko Paşa’yı, Doktor Abdullah Beyi, Kırımlı Aziz Beyi ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı bugün bir kez daha saygıyla yad ediyorum. Bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan, fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç etmiş tüm büyüklerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletimizin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşen tüm kardeşlerimizi burada bir kez daha rahmetle anıyorum.
Son olarak, birazdan dört ana kategoride ödüllerini tevcih edeceğimiz tüm kardeşlerimizi, kurum, kuruluş ve firmalarımızı şahsım ve milletim adına ayrı ayrı tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyorum.
Kıymetli misafirler; şunu bir defa evvel emirde ifade etmek isterim: Tarihin hangi sayfasını açarsanız açın, Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşırsınız. Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim milli seciyemizin temel unsurlarıdır. Hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi hal ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta, acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için, kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle hakkı tutup kaldırmak Rıza-i İlahi’den başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.
11 Haziran 1868’de Osmanlı yaralı ve hasta askerlere yardım cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılay işte bu müesseselerden biridir. Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılay 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtına kadar milletimizin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koşmuştur. Bilhassa Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılay’ın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılay’ımız milli mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla, cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız, merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor;
“Size selâm, size hürmet
Ey Hilalin kadınları
Size selâm, size hürmet
Ey yurdun pak alınları
Ölümlerin önlerinde
Sargıları bağlayan siz
Cenazeler üzerinde
Matemlerle ağlayan siz
Yara sarmak, can kurtarmak
Bu ne iyi, ne güzel iş
Kullarına Cenab-ı Hak
Bundan güzel iş vermemiş
Bırakmasın Allah’ımız
Çatıları merhametsiz,
Vatanları kahramansız
Bizi sizsiz ve şefkatsiz”
Ben de Rabbim bizi Kızılay’dan mahrum bırakmasın diyorum. Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil, zihin ve hafızalarına da kazınmıştır. İç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere tam ve eksiksiz bir ensar şuuruyla yaklaşmış, milletimizin şefkat kucağını mazlumlara açmıştır. Hilal-iAhmer, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer almıştır. Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, milli ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum.
Değerli misafirler; Türk Kızılay afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psikososyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürüyor. Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla, kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle, ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor.
Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği Siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de Kızılay’ımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptı. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı. Vekaletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı Gazze Neşeli Çocuklar Projesi ile Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psikososyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra Siyonist barbarlığın hedefi olan Lübnan’da da Kızılay gayretleriyle milletimizin yüzünü artmaktadır.
Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi, İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan bir fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür. Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır. Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki, böyle devam ederlerse akıbetleri de tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır.
Türkiye, bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken, diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edecektir.
Kıymetli kardeşlerim; burada şunu da gururla ifade etmek isterim: Kızılay’ımız 190’ı aşkın üyeye sahip, Kızılay, Kızılay Haç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur. Kızılay’ın elde ettiği bu başarı aynı zamanda milletimizin cömertliğinin, âlicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesidir.
Şunun da altını önemle çizmek durumundayım: 6 Şubat depremlerinde Kızılay’ımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. Onbinlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra, AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır. Depremden en çok etkilenen 6 ilimizin kurulan toplum hizmet merkezleri ile sağlık, koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve çiftçi destek programları dahilinde 10 binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir.
Bu vesileyle, depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum.
Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından şehirlerimizin yeniden inşasına, deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.
Kıymetli konuklar; geçtiğimiz sene 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışı ile yeni bir rekora imza atan Kızılay’ımız, sağlık sektöründeki yerli ve milli yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk fabrikası da bunlardan biridir. Protürk projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları, kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dahil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz.
Ülkemiz ve milletimiz için şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyor, projede emeği geçen tüm kardeşlerimi ayrı ayrı kutluyorum.
Yurt dışından ithal edilen kan torbalarını kendi imkanlarımızla üreteceğimiz Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Bu düşüncelerle Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.
Birazdan tevdi edeceğimiz Kızılay ödüllerinin sahiplerini tek tek kutluyor, törenimize teşrif eden tüm misafirlerimize yürekten teşekkür ediyorum.
Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.