Anayasa Mahkemesi (AYM), boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen kişilerin ölüm aylığının kesilmesini öngören kuralın iptal istemini oybirliğiyle reddetti. Karar, 14 Temmuz 2026 tarihli ve 33310 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Yüksek Mahkeme'nin 26 Mart 2026 tarihli, E.2025/210 ve K.2026/70 sayılı kararı, sosyal güvenlik uygulamasında yıllardır tartışılan "muvazaalı boşanma" başlığını yeniden gündeme taşıdı. Karar, mevcut uygulamayı değiştirmiyor; aksine yürürlükteki kuralın anayasaya uygun olduğunu tescil ediyor.
Dava konusu kural ne diyor?
İptali istenen düzenleme, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası.
Kurala göre, eşinden boşandığı hâlde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen kişilerin bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesiliyor. Ödenmiş olan tutarlar ise geri alınıyor.
Düzenleme, sigortalının ölümü hâlinde hak sahiplerine bağlanan ölüm aylığının, boşanmanın gerçekte sona ermemiş bir birlikteliği gizlemek amacıyla kullanılmasını engellemeyi hedefliyor. Fıkra, 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe girdi.
Başvuruyu hangi mahkeme yaptı?
İptal istemi, İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi tarafından itiraz yoluyla AYM'ye taşındı. Yerel mahkeme, önüne gelen davada uygulayacağı kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak başvuruda bulundu.
Başvuruda, kuralın mülkiyet hakkını, özel hayatın gizliliğini ve sosyal güvenlik hakkını ihlal ettiği ileri sürüldü. Ayrıca ölçülülük ilkesine aykırılık iddiası dile getirildi.
AYM gerekçesinde ne dedi?
Yüksek Mahkeme, kuralın sosyal güvenlik sisteminin kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması amacını taşıdığını belirtti. Karara göre düzenleme, hakkın kötüye kullanılmasını önlemeye yönelik.
AYM'nin değerlendirmesinde öne çıkan noktalar şöyle:
- Ölüm aylığı, hak sahibinin sigortalının desteğinden yoksun kalması esasına dayanıyor
- Boşanmasına rağmen eski eşiyle fiilen birlikte yaşayan kişi, bu desteği fiilen sürdürüyor sayılıyor
- Bu durumda aylığın devamı, sistemin amacıyla bağdaşmıyor
- Kural, sosyal güvenlik kaynaklarının amaç dışı kullanımını engellemeye yönelik orantılı bir tedbir niteliği taşıyor
- Düzenleme kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında bulunuyor
Mahkeme, kuralın Anayasa'nın mülkiyet hakkı, özel hayatın gizliliği ve sosyal güvenlik hakkına ilişkin maddelerine aykırı olmadığı sonucuna vardı.
Aylık tümüyle bitiyor mu?
Kararın en çok yanlış anlaşılan yönü burada. Ölüm aylığının kesilmesi, hakkın tümüyle ve kalıcı olarak sona ermesi anlamına gelmiyor.
Fiilen birlikte yaşama durumu sona erdiğinde, ilgili kişi yeniden başvurarak aylığın bağlanmasını talep edebiliyor. Yani kesinti, birlikte yaşamanın sürdüğü döneme ilişkin bir tedbir niteliği taşıyor.
Bu ayrım, uygulamada mağduriyet iddialarının önemli bir bölümünün kaynağını oluşturuyor. Kesinti kararının ardından koşullar değiştiğinde, hakkın yeniden doğması mümkün.
Ödenen paralar nasıl geri alınıyor?
Kesinti kararı verildiğinde, birlikte yaşamanın tespit edildiği dönemde ödenmiş aylıklar borç olarak çıkarılıyor. Geri alma usulü, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinde düzenleniyor.
Buna göre iki farklı senaryo bulunuyor:
- İlgilinin kusurlu olduğu hâllerde: Ödemenin yapıldığı tarihten itibaren geriye doğru on yıllık süreye ilişkin tutarlar, kanuni faiziyle birlikte geri alınıyor
- Kurum hatasından kaynaklanan hâllerde: Geriye doğru beş yıllık süreye ilişkin tutarlar isteniyor. Borcun tebliğ tarihinden itibaren 24 ay içinde ödenmesi hâlinde faiz uygulanmıyor
Borcun tahsilinde, bağlanan aylıklardan yapılabilecek kesinti oranı ise yüzde 25 ile sınırlandırılmış durumda.
Konunun arka planı: 2011'deki ilk karar
AYM'nin bu kurala ilişkin değerlendirmesi ilk kez yapılmıyor. Yüksek Mahkeme, aynı fıkrayı 28 Nisan 2011 tarihli, E.2009/86 ve K.2011/70 sayılı kararıyla da incelemiş ve iptal istemini reddetmişti.
2011'deki karar oy çokluğuyla alınmıştı. Yeni kararın oybirliğiyle çıkması, Yüksek Mahkeme içindeki görüş farklılığının ortadan kalktığını gösteriyor.
Bu, kuralın anayasal denetimden ikinci kez ve bu kez tam mutabakatla geçmesi anlamına geliyor. Uygulamanın hukuki dayanağı bakımından güçlü bir teyit niteliği taşıyor.
Hak sahiplerini ne bekliyor?
Karar, SGK'nın mevcut denetim ve tespit uygulamalarında bir değişiklik getirmiyor. Kurum, ihbar, tespit ve inceleme yoluyla fiilen birlikte yaşama durumunu araştırmayı sürdürecek.
Aylığı kesilen kişiler için idari ve yargısal başvuru yolları açık kalmaya devam ediyor. İş mahkemelerinde açılan davalarda, fiilen birlikte yaşamanın somut delillerle ispatlanıp ispatlanmadığı temel tartışma konusunu oluşturuyor.
Ölüm aylığını kimler alabiliyor?
5510 sayılı Kanun'a göre ölüm aylığı, vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanıyor. Hak sahipleri üç grupta toplanıyor:
- Dul eş: Yeniden evlenmemiş olması koşuluyla aylık alabiliyor
- Çocuklar: Yaş, öğrenim durumu ve çalışma durumuna bağlı koşullarla aylığa hak kazanıyor
- Ana ve baba: Belirli gelir ve geçim koşullarını sağlamaları hâlinde aylık bağlanabiliyor
Dul eşin yeniden evlenmesi hâlinde aylık kesiliyor. Boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşama hâli de kanun koyucu tarafından benzer bir sonuç doğuracak şekilde düzenlenmiş durumda.
Bu düzenlemenin arkasındaki mantık, aylığın destekten yoksunluk esasına dayanması. Destek fiilen sürüyorsa, aylığın gerekçesi ortadan kalkmış sayılıyor.
AYM kararının yayımlanmasıyla birlikte, 56. maddenin ikinci fıkrasının anayasaya uygunluğu tartışması hukuken kapanmış oldu. Kural yürürlükte kalmayı sürdürüyor.
Bundan sonraki tartışma, kuralın kendisi üzerinden değil uygulanma biçimi üzerinden yürüyecek. Fiilen birlikte yaşamanın nasıl tespit edildiği, hangi delillerin yeterli sayıldığı ve savunma hakkının ne ölçüde tanındığı, iş mahkemeleri ile Yargıtay içtihatlarının konusu olmaya devam edecek.
Aylığı kesilen ve kendisine borç çıkarılan hak sahiplerinin, öncelikle SGK'ya itiraz yolunu kullanması, sonuç alınamaması hâlinde iş mahkemesinde dava açması mümkün.
AYM'nin kararı, benzer gerekçelerle yapılacak yeni itiraz başvuruları açısından da bağlayıcı bir emsal oluşturuyor. Yüksek Mahkeme'nin aynı kuralı kısa süre içinde yeniden inceleme ihtimali, bu nedenle düşük görünüyor.
Kademeli emeklilikte son durum: Resmî düzenleme henüz yok
Dmm: SGK Ödemelerinde Banka Hizmet Ücreti Alındığı İddiası Asılsız
AYM'den Süresiz Nafaka Kararı: Düzenleme İptal Edildi
Haziran 2026 Emekli Promosyonları Güncellendi: Bankalarda Son Tutarlar
Yıpranma Payı Nedir? Hangi Meslekler Erken Emeklilik Hakkı Alıyor?
Emekli Bayram İkramiyesi Ödemeleri Başladı: İşte Takvim
Emeklilerin Bayram İkramiyesi ve Maaş Ödeme Takvimi Açıklandı
0 Yorum
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.