ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik hava harekâtında 12. saldırı dalgasını tamamladığını duyurdu. Komutanlığın açıklamasına göre gece boyunca süren operasyonlarda İran'ın deniz kuvvetleri kapasitesi, füze ve insansız hava aracı depoları, kıyı gözetleme sistemleri ile hava savunma unsurları hedef alındı.

Şubat 2026'dan bu yana aralıklarla devam eden çatışmanın yeni bir tırmanma evresine girmesi, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresinde gerilimi yükseltirken petrol fiyatlarını da yukarı taşıdı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre CENTCOM, son dalganın ABD Doğu Yakası saatiyle 22.30'da (Türkiye saatiyle 05.30) sona erdiğini bildirdi.

CENTCOM 12. dalgada neyi hedef aldı?

CENTCOM'un açıklamasına göre 12 gece süren operasyonlar dizisinde vurulan hedefler arasında şunlar yer aldı:

  • İran'ın denizcilik kabiliyetleri ve askeri komuta merkezleri
  • Füze ve insansız hava aracı depolama ile fırlatma noktaları
  • Kıyı gözetleme tesisleri ve hava savunma sistemleri

Komutanlık, harekâtın amacını "İran'ın ticari gemileri ve sivil denizcileri tehdit etme kabiliyetini zayıflatmak" olarak tanımladı. CENTCOM ayrıca bölgede 50 binden fazla ABD askerinin konuşlu bulunduğunu bildirdi.

Açıklamada nükleer tesislerin hedef alındığına dair bir bilgi paylaşılmadı; harekâtın odağının Hürmüz Boğazı'ndaki deniz güvenliği olduğu vurgulandı. Komutanlık, İran'ın ticari gemilere yönelik tehdidini caydırmayı amaçladığını yineledi.

Hürmüz Boğazı neden bu kadar kritik?

Çatışmanın merkezinde, dünya petrol ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı bulunuyor. Boğaz, Basra Körfezi'ndeki üreticilerin ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazı küresel pazarlara ulaştırdığı dar ve stratejik bir su yolu niteliği taşıyor.

CENTCOM'un verilerine göre son harekât kapsamında İran limanlarına ulaşmak isteyen 9 ticari gemi geri çevrildi, 1 gemi ise etkisiz hale getirildi. Komutanlık, Mayıs 2026 başından bu yana uluslararası deniz koridorunda yaklaşık 900 ticari geminin ve 450 milyon varil ham petrolün güvenli geçişinin sağlandığını açıkladı.

Al Jazeera'nın aktardığına göre çatışmanın etkisiyle boğazdan geçen gemi sayısı, savaş öncesi günlük ortalama 130 seviyesinden bir hafta sonu boyunca yalnızca 57'ye kadar geriledi. Aynı kaynağa göre 13 Temmuz 2026'da boğazdan ABD askeri refakatiyle yaklaşık 8,5 milyon varil petrol geçti.

Normal koşullarda Hürmüz'den günde yaklaşık 20 milyon varil petrol taşındığı düşünüldüğünde, trafikteki bu daralma küresel arz zinciri açısından ciddi bir risk oluşturuyor.

İran misillemeyi sürdürüyor

İran, ABD saldırılarına karşı misilleme hamlelerini sürdürüyor. İran resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre son saldırı dalgalarında Buşehr, Tebriz, Urmiye, Cask, Sirik ve Çabahar gibi çok sayıda kent hedef alındı.

Bölgesel yayılma işaretleri de artıyor:

  • Kuveyt ordusu, hava savunma sistemlerinin "düşman insansız hava araçlarıyla" karşı karşıya geldiğini açıkladı.
  • Bahreyn'de pazartesi sabahı en az iki kez hava saldırısı sirenleri çaldı.
  • Yemen'deki Husiler, Kızıldeniz'de deniz ablukası ilan etti; Türk basınına göre 24 saatte 6 gemi rotasını değiştirmek zorunda kaldı.
  • Türk basınına yansıyan ilk belirlemelere göre son dalgada Selamet sınır terminalinde 2 kişi yaşamını yitirdi.

ABD tarafında ise savaşın başlangıcından bu yana 17 askerin hayatını kaybettiği bildirildi. Taraflar arasındaki kayıp bilançosu bağımsız kaynaklarca teyit edilemiyor ve rakamlar tarafların kendi açıklamalarına dayanıyor.

Çatışma nasıl başladı? Sürecin arka planı

Gerilimin kökeni, Aralık 2025'te İran'da para biriminin çöküşü ve ekonomik krizle derinleşen protestolara dayanıyor. Yönetimin sert müdahalesinin ardından ABD ile Tahran arasındaki gerilim hızla askeri boyuta taşındı.

Ocak-Şubat 2026 döneminde ABD, bölgedeki askeri varlığını belirgin biçimde artırdı; USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemisi grupları Ortadoğu'ya sevk edildi. Umman'ın arabuluculuğunda Muscat ve Cenevre'de yürütülen dolaylı görüşmelerden ise kalıcı sonuç çıkmadı.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat 2026'da başlattığı ortak hava harekâtıyla çatışma açık bir savaşa dönüştü; ABD Başkanı Donald Trump o tarihte "büyük çaplı askeri operasyonların" başladığını duyurmuştu. Haziran 2026'da taraflar arasında bir mutabakat muhtırası imzalanmış, ancak süreç kalıcı bir ateşkese dönüşmemişti.

Temmuz ayında yeniden başlayan saldırı dalgaları, kısa süreli sakinleşmenin ardından çatışmanın yeniden alevlendiğini gösterdi. Böylece 12 geceye yayılan yeni operasyon dizisi, savaşın en yoğun evrelerinden birine işaret ediyor.

Uluslararası tepkiler nasıl şekillendi?

Çatışmanın büyümesi, savaşın öncesindeki dönemde de uluslararası düzeyde sert tepkilere yol açmıştı. Avrupa Birliği dışişleri bakanları, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nu (IRGC) terör örgütü olarak tanımlamış, NATO ise gözetleme odağını Rusya'dan İran'a kaydırmıştı.

Çin, tehditlerin bölgeyi istikrarsızlaştıracağı uyarısında bulunurken, bölge ülkelerinin bir bölümü ABD'ye hava sahası ve üs kullanımı konusunda mesafeli durdu. Bu tablo, çatışmanın yalnızca ABD ile İran arasında kalmayıp geniş bir bölgesel denklemi etkilediğini ortaya koyuyor.

Petrol fiyatları ve piyasalara etkisi

Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik enerji piyasalarını doğrudan etkiledi. Gemi trafiğinin azalması ve arz endişeleri, ham petrol fiyatlarını çatışma boyunca dalgalı bir seyre soktu.

Fiyat hareketleri şöyle gelişti:

  • Brent petrol, temmuz ortasında 84 dolar seviyesinden 95 dolar bandına yükseldi.
  • WTI türü ham petrol 88 doların üzerini gördü.
  • Güvenli liman talebiyle ons altın 4.200 dolara kadar çıktı.

Al Jazeera'nın verilerine göre Brent, 13 Temmuz 2026'da tek günde yaklaşık yüzde 9,6 değer kazandı. Analistler, fiziki arz riskinin belirginleşmesi halinde Brent'in 100 dolara yönelebileceği uyarısında bulundu; fiyatların şubat sonuna kıyasla yaklaşık yüzde 17 arttığı hesaplanıyor.

Türkiye ve bölge için ne anlama geliyor?

Hürmüz'deki tıkanma ve Kızıldeniz'deki abluka, küresel enerji akışında Türkiye'nin konumunu öne çıkardı. Türk basınına göre Enerji Bakanlığı, Kerkük-Ceyhan boru hattının kapasitesini artırmayı ve hattı Basra'ya kadar uzatmayı öngören bir çalışma yürütüyor.

Uzmanlar, Basra-Ceyhan koridorunun Körfez ülkeleri için Hürmüz'e alternatif bir çıkış kapısı olabileceğini ve Türkiye'nin "enerji üssü" hedefini güçlendirebileceğini belirtiyor. Bu senaryo, hem Avrupa'nın enerji güvenliği hem de bölgesel ticaret açısından Türkiye'nin ağırlığını artırabilir.

Sürecin bundan sonraki seyri, tarafların yeniden diplomasiye dönüp dönmeyeceğine bağlı. Haziran ayındaki mutabakatın yeniden masaya gelmesi ihtimali sürerken, saldırıların devam etmesi durumunda petrol fiyatlarındaki oynaklığın, enerji arz güvenliğine yönelik risklerin ve olası mülteci hareketliliğinin Türkiye açısından yakından izlenmesi bekleniyor.