Diyanet İşleri Başkanlığının 16 Ekim 2026 Cuma hutbesinin konusu “İnsan!” oldu. Hutbede, insanın değerini makamının, servetinin, dış görünüşünün veya toplumdaki konumunun belirlemediği vurgulanarak merhamet, dürüstlük ve tevazu çağrısı yapıldı.
Aile ilişkilerinden komşuluğa, ticaretten ihtiyaç sahiplerine desteğe kadar gündelik yaşamın farklı alanlarını ele alan hutbede, insan olarak doğmanın yanında hayat boyunca insani değerleri korumanın önemine dikkat çekildi. Kırgınlıkları sürdürmek, miras anlaşmazlıkları nedeniyle kardeşlik bağlarını koparmak ve akrabalarla ilişkiyi kesmek de eleştirilen davranışlar arasında yer aldı.
16 Ekim 2026 cuma hutbesinin konusu ne?
“İnsan!” başlıklı hutbe, akıl, kalp ve irade sahibi insanın yaptığı tercihlerle hayatına anlam verdiği mesajını taşıyor. Allah’ın rızasını gözetmek ve yaratılış gayesine uygun yaşamak, metnin temel vurguları arasında bulunuyor.
Cuma namazı öncesinde cemaate hitap eden hutbede, insanlığın yalnızca büyük davranışlarda değil, günlük hayatın küçük anlarında da kendini gösterdiği anlatılıyor. Yaşlılara saygı, çocuklara şefkat, anne babaya iyilik ve hastaları ziyaret etmek bu yaklaşımın örnekleri olarak sıralanıyor.
Gerçek güç, zenginlik ve üstünlük vurgusu
Hutbede makamın başkalarına üstünlük kurmanın, bilginin kibirlenmenin, gücün ise insanları incitmenin aracına dönüştürülmesine karşı uyarı yapılıyor. İnsanın değeri, sahip olduklarından ziyade davranışları ve ahlaki tutumuyla ilişkilendiriliyor.
Bu çerçevede 3 kavram özellikle öne çıkıyor:
- Gerçek zenginlik: İhtiyaç sahiplerini gözetebilmek.
- Gerçek güç: Öfkeyi kontrol edebilmek.
- Gerçek üstünlük: Takva sahibi olabilmek.
Ailede şefkat, ticarette dürüstlük çağrısı
İç muhasebeye ayrılan zamanın ve kalbi kötülüklerden arındırmanın önemine değinen hutbe, küçük sözlerin uzun süreli kin ve kırgınlıklara dönüşmesini eleştiriyor. Aynı safta namaz kılan komşuların selamlaşmaması ile miras kavgalarının kardeşleri birbirinden uzaklaştırması, bu uyarının somut örneklerini oluşturuyor.
Hutbenin kapanışında evlerde şefkatin, sokaklarda merhametin ve ticarette dürüstlüğün hâkim olması isteniyor. Gücü zayıfları korumak, sözü ise kırılan gönülleri onarmak için kullanma çağrısı yapılıyor.
16 Ekim 2026 cuma hutbesinin tam metni
İNSAN!
Muhterem Müslümanlar!
Yüce Rabbimiz, insanı; aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, iradesiyle seçen ve yaptığı tercihlerle hayatına anlam katan müstesna bir varlık olarak yaratmıştır. Evet, insan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir. Allah’ın rızasını gözetebilmek, yaratılış gayesine uygun bir hayat sürebilmektir.
İçimizdeki iyilik kapılarını açık tutmak, ancak; kötülükleri de içeriye sokmamaktır.
Aziz Müminler!
İnsanlığı çoğu zaman büyük işlerde ararız. Oysa insanlık gündelik hayatın küçük anlarında saklıdır. Asr-ı saadette yaşanan şu hadise bizim için çok büyük hikmetler barındırmaktadır.
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s)’i görmek için yaşlı bir adam gelmişti. Oradakiler ona yer açmakta ağır davranınca Rahmet Elçisi (s.a.s) şöyle buyurdu: “Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.”
Evet, yaşlılara hürmet gösteren, hayatı boyunca hürmete nail olur. Çocuklara şefkatle davranan, kalbinin katılığından kurtulur. Anne ve babasına iyilikte bulunan, huzur ve mutluluğu yanı başında bulur.
Hastaları ziyaret eden, ruhuna esenlik katar. Sofrasını yetim ve kimsesizlerle paylaşan, rahmet ve bereketi evine taşır. Komşusuna selam veren, sevgi ve muhabbetin toplumda yayılmasına vesile olur.
Kıymetli Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak, “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” sorusu ile bizlerin dikkatini çekerken; insan, Rabbinin kendisine verdiği kıymeti unutuverir. Makamını üstünlük sebebi, servetini övünç vesilesi, bilgisini kibir aracı, gücünü başkalarını incitmenin bahanesi hâline getirebilir.
Oysaki dinimiz İslam bizlere şunları öğretmektedir: Değerimiz; dış görünüşümüzden, sahip olduğumuz servetten, makamımızdan veya toplumdaki konumumuzdan kaynaklanmaz. Gerçek zenginlik, ihtiyaç sahiplerini gözetebilmek; gerçek güç, öfkeyi dizginleyebilmek; gerçek üstünlük ise takva sahibi olabilmektir.
Kardeşlerim!
Bazen yüzümüze gösterdiğimiz özeni kalbimize gösteremiyoruz. Aynada geçirdiğimiz vakit kadar iç muhasebemize vakit ayıramıyoruz. Küçücük bir sözü büyük bir kine dönüştürebiliyoruz.
Aramızdaki kırgınlıkları yıllarca yaşatabiliyor, af ve mağfiret yolunu tutmayabiliyoruz. Miras kavgası yüzünden kardeşlerimizin kapısını çalmayabiliyoruz. Aynı safta omuz omuza durduğumuz komşularımızla selamlaşmıyor, akrabalarımızla sıla-i rahmi kesebiliyoruz.
Aziz Müslümanlar!
Hutbemizin başında ifade ettiğimiz hususu önemine binaen bir daha zikretmek istiyorum. İnsan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir.
Öyleyse bugünden tezi yok; evlerimize şefkati, sokaklarımıza merhameti, ticaretimize dürüstlüğü yeniden hâkim kılmak için harekete geçelim. Dilimizi gıybetten, kalbimizi kibirden arındıralım. Gücümüzü zayıflara sığınak olmak için kullanalım; sözümüzü kırılan kalpleri onarmaya adayalım.
İşte o zaman yeryüzündeki fani yürüyüşümüz anlam kazanacak, bu dünyada ektiğimiz merhamet ahirette sonsuz bir rahmete dönüşecektir.
2027 Hac Kurası 22 Temmuz'da Çekilecek: 1 Milyon 878 Bin Aday Bekliyor
Erdoğan Türk Kızılay Ödülleri’nde Gazze Yardımlarını Açıkladı
Artglass, Giyilebilir Artırılmış Gerçeklik Turlarıyla Dikkat Çekiyor
Burhanettin Duran: Türkiye, Gazze’de Kalıcı Barış için Duruşunu Sürdürüyor
Gana’da Lgbtq+ Karşıtı Yasa Tasarısı Onay Öncesi İncelenecek
Pençe-Kilit Bölgesinde Silah Kazasında Piyade Uzman Çavuş Şehit Oldu
Türkiye Bilişim Ödülleri 2026 için Başvurular Alınıyor
Yorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu siz yazın →