Çalışma hayatında haklı fesih hakkını kullanmak isteyen işçi ve işverenler açısından süre kuralları kritik önem taşıyor.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesine göre ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanan derhal fesih hakkı sınırsız bir süre boyunca kullanılamıyor.

Kanunda iki ayrı hak düşürücü süre bulunuyor: 6 iş günü ve 1 yıl.

6 iş günü ne zaman başlıyor?

İşçi veya işveren, haklı feshe neden olan davranışı öğrendiği günden itibaren 6 iş günü içinde fesih hakkını kullanmak zorunda.

Olayın öğrenildiği gün sayılmıyor. Takip eden ilk iş günü, sürenin birinci günü kabul ediliyor.

Bir yıllık üst sınır var

İkinci süre olayın gerçekleştiği tarihten itibaren 1 yıl.

Taraf olaydan daha sonra haberdar olsa bile, kural olarak fiilin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra aynı olaya dayanarak haklı fesih yapılamıyor.

Ancak İş Kanunu’nun 26. maddesinde önemli bir istisna bulunuyor: İşçinin olaydan maddi çıkar sağlaması halinde 1 yıllık üst sınır uygulanmıyor.

Süre kaçırılırsa ne olur?

Sürenin geçirilmesi, haklı nedenle derhal fesih imkanının kaybedilmesine neden olabiliyor.

Bu durumda yapılan fesih hukuken haksız fesih olarak değerlendirilebilir ve tarafın ihbar veya kıdem tazminatı yükümlülüğü doğabilir.

Örneğin işveren, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışını öğrendikten sonra 6 iş günü içinde haklı fesih hakkını kullanmazsa daha sonra aynı olaya dayanarak tazminatsız fesih yapmakta sorun yaşayabilir.

En az bir yıllık kıdem şartı ayrı konu

Haklı fesih süresi ile kıdem tazminatı hakkı aynı konu değil.

Kıdem tazminatı bakımından işçinin diğer yasal şartların yanında en az bir yıllık kıdeme sahip olması gerekiyor.

Bu nedenle bir iş uyuşmazlığında hem fesih nedeninin hem de sürenin ayrı ayrı değerlendirilmesi önem taşıyor.