Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), 2026 yaz sezonunda Türkiye'de can almaya devam ediyor; Dünya gazetesinin haberine göre bu yıl hastalığa bağlı ölü sayısı 11'e yükseldi. Son kaybedilen kişi, Tokat'ın Almus ilçesine bağlı Gökköy köyünde yaşayan 72 yaşındaki Şehriban Öztürk oldu.
Vakaların ve ölümlerin özellikle Karadeniz ile İç Anadolu'yu birleştiren Kelkit Havzası çevresinde yoğunlaşması, hastalığın mevsimsel seyrinin en riskli dönemine girdiğini gösteriyor. Uzmanlar, kene teması riskinin ilkbahar ve yaz aylarında zirveye çıktığını belirterek erken teşhisin hayat kurtardığını vurguluyor.
Son kayıp Tokat'tan geldi
Dünya gazetesinin 23 Temmuz 2026 tarihli haberine göre Şehriban Öztürk, hastalanmadan yaklaşık bir hafta önce kene tarafından ısırıldı. Şikâyetlerinin artması üzerine önce Almus Devlet Hastanesi'ne, ardından Tokat'taki bir hastaneye, son olarak da Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Hastanesi'ne sevk edildi.
Öztürk, KKKA şüphesiyle Anestezi Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedavi altına alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan hastanın yaşamını yitirmesiyle 2026 yılına ait ölü sayısı 11 oldu. Hastanın çok sayıda sağlık kuruluşu arasında sevk edilmesi, hastalığın ilerleyen evrelerinde tablonun ne kadar hızlı ağırlaşabildiğini de gözler önüne seriyor.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde tablo ağırlaşıyor
Bölgenin en önemli sevk merkezlerinden biri olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, sezon boyunca yoğun bir hasta akınıyla karşı karşıya. Yeni Şafak'ın 22 Temmuz 2026 tarihli haberine göre hastane, KKKA şüphesiyle çok sayıda kişiyi takip ediyor.
Hastane Başhekimi Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan, kene nedeniyle bugüne kadar hastaneye 129 kişinin başvurduğunu ve bu hastaların 10'unun hayatını kaybettiğini açıkladı. Aynı verilere göre halen tedavisi süren hastalar da bulunuyor.
- Toplam başvuru: 129 hasta
- Hayatını kaybeden: 10 kişi (22 Temmuz itibarıyla)
- Tedavisi süren: 13 hasta
- Yoğun bakımda kritik durumda: 2 hasta
Hastanedeki 10 olan ölü sayısı, 23 Temmuz'da Tokatlı hastanın da yaşamını yitirmesiyle 11'e çıktı. Üniversite Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül ise vakaların yalnızca Sivas'a özgüymüş gibi sunulmaması gerektiğini belirterek, hastanenin hastalığın kaynağı değil, geniş bir bölgeye hizmet veren bir tedavi merkezi olduğunu ifade etti. Bu açıklama, bölgedeki hastaların tek bir ile değil, çevredeki birçok ilden bu merkeze yönlendirildiğine işaret ediyor.
KKKA nedir, nasıl bulaşıyor?
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, temel olarak enfekte kenelerin ısırmasıyla veya hastalık taşıyan hayvanların kan, doku ve vücut sıvılarına çıplak elle temas yoluyla insana bulaşan viral bir hastalıktır. Türkiye'de ilk vakalar 2002 yılında görülmüş, laboratuvar doğrulaması 2003'te yapılmıştı.
Hastalık, kenenin tutunmasının ardından çoğunlukla 10 güne kadar süren bir kuluçka döneminin sonunda belirti veriyor. Genellikle ani başlayan ateş, halsizlik, yaygın kas ve baş ağrısıyla ortaya çıkan tablo, ağır seyreden vakalarda kanama bulgularına ilerleyebiliyor. Hastalığın ölümcül olabilmesinin temel nedeni de bu kanama eğilimi ve tablonun hızlı ağırlaşabilmesi olarak öne çıkıyor.
Tedavi sürecinde erken tanı belirleyici rol oynuyor; hastaların yakın takip altında, destekleyici tedaviyle izlenmesi gerekiyor. Bu nedenle kene teması sonrası belirtilerin hafife alınmaması ve zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulması, hastalıkla mücadelede en kritik adım kabul ediliyor.
Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği'nin (Klimik) Haziran 2026 tarihli bilgi notuna göre hastalık, ülkede son yıllarda önemli bir yük oluşturuyor. Verilere göre 2025 yılında 681 doğrulanmış vaka görülmüş, 36 kişi hayatını kaybetmişti.
Klimik'in aktardığı 2002-2025 dönemi toplam tablosu, hastalığın ölümcül potansiyelini ortaya koyuyor:
- Toplam doğrulanmış vaka (2002-2025): 18.505
- Toplam ölüm: 856
- Genel ölüm oranı: yaklaşık yüzde 4,6
- En yüksek vaka yılı: 2021 (1.440 vaka)
Bu rakamlar, KKKA'nın yaklaşık çeyrek asırdır Türkiye'nin gündeminde kalan yerleşik bir halk sağlığı sorunu olduğunu gösteriyor. Genel ölüm oranının yüzde 4,6 düzeyinde seyretmesi, hastalığın her ısırıkta ölümle sonuçlanmadığını; ancak geç kalınan vakalarda ciddi bir risk taşıdığını ortaya koyuyor. Vaka sayılarının yıldan yıla değişkenlik göstermesi de hastalığın seyrinde iklim ve kene aktivitesinin belirleyici olduğuna işaret ediyor.
Hastalığın en sık görüldüğü bölgeler; Kelkit Havzası ile çevresindeki Tokat, Sivas, Çorum, Yozgat, Amasya, Gümüşhane, Erzincan ve Erzurum illeri olarak öne çıkıyor. İç Karadeniz, Kuzey İç Anadolu ve Doğu Anadolu'nun bazı kesimleri de endemik alanlar arasında yer alıyor. Çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları ve veterinerler en yüksek risk grubunu oluşturuyor. Acil servis, enfeksiyon, yoğun bakım ve laboratuvarlarda görev yapan sağlık çalışanları da hastalarla teması nedeniyle risk altında bulunuyor.
KKKA'dan nasıl korunulur?
Sağlık Bakanlığı'nın uyarı ve önlemler rehberine göre, kene açısından riskli tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanlarına giderken alınacak basit tedbirler bulaşma riskini önemli ölçüde azaltıyor. Bakanlığın önerdiği korunma yolları şöyle sıralanıyor:
- Vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı.
- Kenelerin kolayca fark edilebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmeli.
- Kırsal ve ormanlık alanlarda geçirilen zamanın ardından vücut, kene yönünden dikkatle kontrol edilmeli.
- Hayvanların kanına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak elle temas edilmemeli.
- Hasta bir kişiyle temas edenler eldiven, önlük ve maske gibi koruyucu önlemleri almalı.
Bakanlık, hastalığın hayvanlarda çoğu zaman belirti vermeden seyrettiğinin altını çiziyor. Bu nedenle sağlıklı görünen hayvanların kan ve dokularıyla temasta da koruyucu önlem alınması, özellikle kırsalda yaşayanlar için önem taşıyor.
Kene tutunduğunda ne yapmalı, ne zaman doktora gidilmeli?
Bakanlığın önerisine göre vücuda tutunmuş bir kene fark edildiğinde vakit kaybetmeden, tutunduğu en yakın yerden bez, naylon poşet veya eldiven gibi uygun bir malzeme kullanılarak çıkarılmalı. Kene ne kadar erken çıkarılırsa bulaşma riski o kadar azalıyor.
Uzmanlar, halk arasında yaygın olan bazı yanlış uygulamaların hastalığın bulaşmasını kolaylaştırdığı konusunda uyarıyor. Kenenin üzerine sigara bastırmak, kolonya veya gaz yağı gibi maddeler dökmek, keneyi ezmek ya da elle sıkmak, kenenin vücut içeriğini kişiye aktarmasına yol açabildiği için kesinlikle yapılmamalı.
Kene tutunduktan sonraki 10 gün, belirtilerin ortaya çıkabileceği kritik dönem olarak kabul ediliyor. Bu süre içinde aşağıdaki belirtilerden biri görülürse en yakın sağlık kuruluşuna derhal başvurulması gerekiyor:
- Ateş, halsizlik ve iştahsızlık
- Yaygın kas ağrısı ve baş ağrısı
- Bulantı, kusma veya ishal
Belirtiler ortaya çıkmasa bile, çıkarılan kenenin saklanması ve başvuru sırasında hekime bilgi verilmesi tanı sürecini kolaylaştırıyor. Erken başvuran hastaların yakın takip altına alınabilmesi, tablonun ağırlaşmadan yönetilmesi açısından belirleyici oluyor.
Bu tablo ne anlama geliyor?
Vaka ve ölüm sayılarındaki artış, KKKA açısından en riskli dönem olan yaz aylarının halk sağlığı üzerindeki baskısını gösteriyor. Kene aktivitesinin ilkbaharda başlayıp yaz boyunca sürmesi nedeniyle, önümüzdeki haftalarda özellikle endemik illerde dikkatin yüksek tutulması gerekiyor.
Hastalığın erken evrede tanınması, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kırsal alanlarda çalışan veya vakit geçiren kişilerin hem korunma önlemlerine uyması hem de kene teması sonrası ortaya çıkan ateş ve halsizlik gibi belirtileri hafife almaması, bu yaz en önemli tedbir olarak öne çıkıyor.
AYM: Boşandığı eşiyle yaşayanın ölüm aylığı kesilecek
Ubs Raporu: Milyarder Sayısı 3 Bin 302'ye, Servet 19 İsimde Yoğunlaştı
Bakan Uraloğlu Duyurdu: 5G Yatırımları Rekor Seviyeye Ulaştı
Türkiye'de Elektrikli Otomobil Sayısı 436 Bin 474'e Yükseldi
Oracle'da 21 Bin Kişilik Daralma: Çalışan Sayısı 141 Bine İndi
Mayısta Kruvaziyer Yolcu Sayısı 257 Bini Aştı, Kuşadası Zirvede
YKS için 20-21 Haziran'da 44 Bin 886 Personel Görev Yapacak
0 Yorum
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.