Lufthansa, 2026'nın ikinci çeyreğinde kârının yüksek yakıt maliyetleri ve nisan ayında yaşanan pilot grevi nedeniyle sert biçimde gerilediğini açıkladı. Şirketin açıkladığı finansal rapora göre nisan-haziran döneminde düzeltilmiş faiz ve vergi öncesi kâr (EBIT), bir önceki yılın aynı dönemindeki 870 milyon avrodan 383 milyon avroya inerek yüzde 56 azaldı.

Bu keskin düşüş, taşıdığı yolcuyu ve gelirini artırmayı başaran bir havayolu grubu için maliyet baskısının ne kadar belirleyici hâle geldiğini gösteriyor. Aynı çeyrekte grubun geliri artarak 11,1 milyar avroya ulaşırken, kârdaki erime esas olarak iki gelişmeden kaynaklandı: fırlayan jet yakıtı fiyatları ve grev kaynaklı uçuş iptalleri.

Kârı eriten iki temel etken

Şirketin finansal raporuna göre ikinci çeyrekte tabloyu belirleyen iki ana kalem öne çıktı. Yakıt tarafındaki artış, güçlü finansal korunma stratejilerine rağmen bütçeyi zorladı; grev ise doğrudan gelir kaybına yol açtı.

  • Düzeltilmiş EBIT: 383 milyon avro (önceki yıl 870 milyon avro)
  • Çeyrek geliri: 11,1 milyar avro (artış)
  • Ek yakıt maliyeti: yaklaşık 750 milyon avro
  • Pilot grevinin doğrudan maliyeti: yaklaşık 150 milyon avro
  • Revize yıllık EBIT beklentisi: 1,7 - 2,2 milyar avro

Bu tablo, havayolu taşımacılığında ciro büyümesinin tek başına kârlılığı garantilemediğini bir kez daha gösterdi. Grup daha fazla yolcu taşıyıp daha yüksek bilet geliri elde etmesine karşın, artan girdi maliyetleri operasyonel kârın yarısından fazlasını silip süpürdü.

Yakıt maliyetleri neden bu kadar arttı?

Şirketin açıklamasına göre çeyreğe damgasını vuran en önemli unsur, olağanüstü yükselen yakıt maliyetleri oldu. Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimin tırmandırdığı jet yakıtı fiyatları, grubun maliyet tabanını yaklaşık 750 milyon avro büyüttü.

Lufthansa, akaryakıt fiyat dalgalanmalarına karşı önceden kurduğu finansal korunma pozisyonlarına rağmen bu artışın tamamını dengeleyemedi. Şirket, 2026'nın tamamı için beklenen yakıt faturasını 8,66 milyar avro olarak öngörüyor.

Havayolları için yakıt, personelle birlikte en büyük iki gider kaleminden biri. Fiyatlardaki ani sıçramalar, uzun vadeli sözleşmelerle çalışan ve bilet fiyatlarını kısa sürede değiştiremeyen şirketlerin marjını doğrudan daraltıyor.

İcra Kurulu Başkanı Carsten Spohr, doluluk oranındaki iyileşmeye ve birim gelirdeki belirgin artışa rağmen yakıt maliyetlerindeki bu ağır yükün tümüyle telafi edilemediğini belirtti.

Grevin faturası ve kapasiteye etkisi

Kârı aşağı çeken ikinci büyük kalem, nisan ayında gerçekleşen pilot grevi oldu. Şirketin verilerine göre grev, doğrudan yaklaşık 150 milyon avroluk bir kayba neden oldu.

Grev günleri, grubun uçuş kapasitesini de düşürdü; ikinci çeyrekte kapasite bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 3 geriledi. Buna rağmen şirket, yıllık kapasite planlamasında bir değişikliğe gitmediğini bildirdi.

Şirket yıl sonu beklentisini neden düşürdü?

Lufthansa, yaşanan maliyet şoku sonrası tüm yıla ilişkin kâr hedefini aşağı yönlü revize etti. Grup, 2026 için düzeltilmiş EBIT beklentisini 1,7 ila 2,2 milyar avro aralığına çekti.

Önceki dönemde şirket, kârın 2025 yılındaki 1,96 milyar avro düzeyinin "belirgin biçimde üzerinde" gerçekleşmesini öngörüyordu. Yeni aralık, hem bu hedefin altına inen hem de üzerine çıkabilen geniş bir bandı işaret ediyor.

Şirket, bu geniş belirsizliğin başlıca nedenleri olarak petrol fiyatlarındaki oynaklığı ve yolcuların giderek daha fazla son dakika rezervasyona yönelmesini gösterdi. Finans Direktörü Till Streichert, çeyreğin olağanüstü yüksek yakıt maliyetleri ve artan jeopolitik belirsizlikle şekillendiğini vurguladı.

Avrupa havacılığında maliyet baskısının arka planı

Lufthansa'nın tablosu, Avrupa havacılık sektörünün son yıllarda içine girdiği çift yönlü baskının tipik bir örneği. Bir yanda seyahat talebi güçlü seyrederken, diğer yanda yakıt, personel ve grev maliyetleri kâr marjlarını hızla aşındırıyor.

Kıtanın büyük havayolları, son yıllarda pilot ve kabin ekibi sendikalarıyla ücret pazarlıklarında sık sık karşı karşıya geldi. Uçuş iptalleriyle sonuçlanan grevler, hem doğrudan gelir kaybı hem de yolcu güveni açısından şirketler için tekrar eden bir risk hâline geldi.

Jet yakıtı fiyatları ise petrol piyasasındaki jeopolitik gelişmelere son derece duyarlı. Orta Doğu kaynaklı gerilimlerin fiyatları yukarı itmesi, finansal korunma araçları kullanan devasa filolar için bile bütçeyi altüst edebiliyor.

Öte yandan sektörün lehine işleyen unsurlar da var. Tatil ve iş seyahatlerine olan talep güçlü kalırken, yükselen doluluk oranları ve artan birim gelirler, havayollarına maliyet artışlarını kısmen fiyatlara yansıtma imkânı tanıyor.

Yakıt maliyeti neden bilet fiyatına hemen yansımıyor?

Havayolları, yakıt fiyatlarındaki dalgalanmaya karşı çoğu zaman önceden finansal korunma (hedging) sözleşmeleri yapar. Bu sözleşmeler, fiyat yükseldiğinde şirketi kısmen korurken, ani ve büyük sıçramalarda artışın tamamını dengeleyemeyebiliyor.

Bilet fiyatları ise talep, rekabet ve doluluk oranı gibi çok sayıda etkene bağlı olduğu için maliyet artışını kısa sürede birebir yansıtmıyor. Özellikle önceden satılmış biletlerde, yükselen yakıt maliyeti doğrudan şirketin marjından karşılanıyor.

Bu durum, ciro büyürken kârın nasıl gerileyebildiğini de açıklıyor. Şirket daha çok yolcu taşıyıp daha fazla gelir elde etse bile, girdi maliyetindeki artış bilete zamanında yansıtılamadığında operasyonel kâr eriyebiliyor.