Eski milli futbolcu ve spor yorumcusu Nihat Kahveci, İstanbul'un Sarıyer ilçesinde bir restoranda eşi Fulya Sever Kahveci'yi darbettiği iddiasıyla gözaltına alındı. Olay, 13 Temmuz 2026 akşam saatlerinde meydana geldi.

Adliyeye sevk edilen Kahveci daha sonra serbest bırakıldı. Eşi Fulya Sever Kahveci ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şiddet iddialarını reddetti ve haberleri yalanladı.

Restoranda ne oldu?

Aktarılan bilgilere göre çift, akşam saatlerinde Sarıyer'de bir restorana gitti. Masada otururken taraflar arasında sözlü bir tartışma başladı.

Tartışmanın büyüdüğü, Kahveci'nin eşine tokat attığı ve masadaki bir şişeyi fırlattığı öne sürüldü. Bu iddialar, olayı gördüğü belirtilen kişilerin anlatımına dayandırılıyor.

İddiaların doğruluğu adli süreçte netleşecek. Bu aşamada tüm ifadeler iddia niteliği taşıyor.

Restorandaki müşterilerin ve çalışanların ihbarı üzerine olay yerine Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

Mekâna gelen ekipler olaya müdahale etti. Nihat Kahveci, eşini darbettiği gerekçesiyle gözaltına alındı.

Nihat Kahveci, gözaltının ardından adliyeye sevk edildi ve buradaki işlemlerin sonunda serbest bırakıldı.

Edinilen bilgiye göre eşi şikâyetçi olmadı. Fulya Sever Kahveci'nin doktor raporu almak ve soruşturmada ifade vermek istemediği belirtildi.

Serbest bırakılma, adli sürecin tamamen kapandığı anlamına gelmiyor. Savcılığın takdirine bağlı olarak soruşturmanın devam edip etmeyeceği ayrı bir başlık.

Eşinden gelen açıklama

Fulya Sever Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda iddiaları reddetti. Kahveci, eşiyle 19 Temmuz 2018'den bu yana evli olduklarını ve iki çocukları bulunduğunu belirtti.

Açıklamada, eşler arasında fikir ayrılığı ve tartışma yaşanabileceği, ancak bunun eşinin kendisine şiddet uygulayacağı anlamına gelmeyeceği ifade edildi. Kahveci, bu yöndeki haberleri kınadığını ve haberi yapanlara sorulabileceğini dile getirdi.

Böylece dosyada iki farklı anlatım ortaya çıkmış oldu: olayı ihbar eden mekân görevlilerinin ve tanıkların aktarımı ile mağdur olduğu ileri sürülen kişinin yalanlaması.

Hukuken şikâyet şart mı?

Türk Ceza Kanunu'nda kasten yaralama suçu kural olarak şikâyete bağlı. Ancak kanun, belirli hâllerde şikâyet aranmaksızın soruşturma yapılmasını öngörüyor.

TCK'nın 86. maddesinin üçüncü fıkrası, suçun eşe karşı işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenliyor. Bu durumda soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı olmaksızın yürütülüyor.

Uygulamada savcılık, mağdurun şikâyetçi olmadığı hâllerde de delil durumunu değerlendirerek işlem yapabiliyor. Kamera kayıtları, tanık beyanları ve varsa darp raporu bu değerlendirmenin unsurlarını oluşturuyor.

Somut olayda mağdur olduğu ileri sürülen kişinin şikâyetçi olmaması ve rapor almak istememesi, delil durumunu doğrudan etkileyen unsurlar arasında.

6284 sayılı Kanun ne öngörüyor?

Aile içi şiddet iddialarında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun da devreye girebiliyor.

Kanun, mağdurun talebi olmasa dahi kolluk amiri veya hâkim tarafından koruyucu ve önleyici tedbir kararı verilmesine imkân tanıyor. Uzaklaştırma, iletişim kurmama ve konuta yaklaşmama bu tedbirler arasında yer alıyor.

Somut olayda böyle bir tedbir kararı verilip verilmediğine ilişkin resmî bir açıklama bulunmuyor.

Gözaltı ve serbest bırakma süreci nasıl işliyor?

Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre gözaltı, kolluk tarafından uygulanan geçici bir koruma tedbiri. Gözaltı süresi kural olarak 24 saati aşamıyor.

Şüpheli, gözaltı sürecinin ardından Cumhuriyet savcısının talimatıyla ya adliyeye sevk ediliyor ya da serbest bırakılıyor. Adliyeye sevk edilen kişi, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılabiliyor veya sulh ceza hâkimliğine sevk edilebiliyor.

Serbest bırakılma, soruşturmanın sona erdiği anlamına gelmiyor. Savcılık, delil durumuna göre soruşturmayı sürdürebiliyor ve gerekirse iddianame düzenleyebiliyor.

Tanınan isimler ve adli süreç

Kamuoyunda tanınan kişilerin taraf olduğu olaylar, medyada hızla yayılıyor. Bu, adli sürecin normal seyrini değiştirmiyor.

Hukuk önünde tanınırlık, ne ayrıcalık ne de ağırlaştırıcı bir unsur. Soruşturma ve kovuşturma, herkes için aynı usul kurallarına tabi.

Bu tür olaylarda dikkat edilmesi gereken nokta, iddia ile kesinleşmiş hükmü birbirinden ayırmak. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadıkça, kişi hakkında suçlu muamelesi yapılamıyor.

Kamera kayıtları delil olur mu?

Restoran ve benzeri işletmelerdeki güvenlik kamerası kayıtları, ceza soruşturmalarında sıkça başvurulan delil türleri arasında yer alıyor.

Savcılık, kayıtların dosyaya alınmasını talep edebiliyor. Kayıtların hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması, delil değeri bakımından belirleyici.

Kayıtların saklama süresi işletmeden işletmeye değişiyor. Bu nedenle kayıtlara erken aşamada el konulması, delilin kaybolmasını önlüyor.

Tanık beyanları da benzer biçimde dosyaya girebiliyor. Görgü tanıklarının ifadeleri, kamera kaydının bulunmadığı hâllerde temel delil niteliği taşıyabiliyor.