Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı iç göç istatistiklerini açıkladı. Verilere göre geçen yıl Türkiye'de 2 milyon 475 bin 19 kişi yaşadığı ili değiştirdi. Göç edenlerin yüzde 47,5'i erkek, yüzde 52,5'i kadın oldu.

Tablonun en dikkat çekici sonucu İstanbul'da ortaya çıktı: kent, hem en çok göç alan hem de en çok göç veren il olmasına rağmen net nüfus kaybetti. Türkiye'nin en kalabalık şehri, giden ve gelen dengesinde 41 bin 346 kişilik bir açık verdi.

İstanbul neden nüfus kaybediyor?

TÜİK verilerine göre İstanbul, 2025 yılında 329 bin 912 kişilik göç aldı. Aynı dönemde kentten ayrılanların sayısı ise 371 bin 258 oldu. İki rakam arasındaki fark, İstanbul'un net kaybını ortaya koyuyor.

Bu tablo yeni değil. İstanbul'un net göç dengesindeki negatif seyri, son yıllarda tekrar eden bir eğilim haline geldi. Uzmanlar bu durumu birkaç başlıkla açıklıyor:

  • Kira ve konut maliyetlerinin gelir artışının üzerinde seyretmesi
  • Ulaşım süreleri ve yaşam maliyetinin oluşturduğu baskı
  • Uzaktan çalışma imkânlarının kalıcılaşmasıyla ikamet tercihinin esnemesi
  • Deprem riski algısının konut tercihlerine yansıması
  • Anadolu kentlerinde istihdam ve hizmet olanaklarının artması

Yine de İstanbul'un çekim gücünü yitirdiğini söylemek erken. Kent, 329 binin üzerinde göç alarak Türkiye'de en fazla nüfus çeken il olmayı sürdürüyor. Değişen, gelenle giden arasındaki denge.

Ankara ve İzmir nasıl bir tablo çizdi?

Başkent Ankara, 2025'te net göç kazanan iller arasında öne çıktı. Kent, aldığı ve verdiği göç arasındaki farkla 31 bin 172 kişilik net kazanç elde etti.

İzmir'in net göç kazancı ise 7 bin 355 kişi olarak kaydedildi. Üç büyük kentin verileri birlikte okunduğunda, iç göçün yönünün İstanbul'dan çıkıp başkent ve Ege hattına doğru kısmi bir yeniden dağılım gösterdiği görülüyor.

Bu eğilim, yalnızca nüfus istatistiği değil; konut talebi, kira artışları, okul ve sağlık altyapısı ile kamu hizmet planlaması bakımından da doğrudan sonuç doğuruyor.

Göç oranı 17 yılın en düşük seviyelerinde

TÜİK verileri, Türkiye'de iç hareketliliğin uzun vadede yavaşladığını da ortaya koyuyor. Göç oranı, 2008'de binde 31,8 (yüzde 3,18) düzeyindeyken, 2025'te binde 28,7 (yüzde 2,87) seviyesine geriledi.

Göç oranı, bir yıl içinde ikamet ettiği ili değiştirenlerin toplam nüfusa oranını gösteriyor. Oranın düşmesi, hane halklarının yer değiştirme kararını daha zor aldığına işaret ediyor.

Bu yavaşlamanın arkasında taşınma maliyetlerinin yükselmesi, kira piyasasındaki sıkışıklık ve mevcut ikametten ayrılmanın maliyetinin artması gibi etkenler bulunuyor.

En hareketli yaş grubu: 20-24

Yaş kırılımında en fazla göç eden grup 20-24 yaş aralığı oldu. Bu yaş grubunda il değiştirenlerin sayısı 480 bin 185 kişi olarak kaydedildi.

Tablo, iç göçün büyük ölçüde eğitim ve iş arayışıyla şekillendiğini gösteriyor. Üniversite yerleştirmeleri, ilk iş deneyimi, askerlik ve atama süreçleri bu yaş aralığındaki hareketliliğin başlıca sürükleyicileri arasında yer alıyor.

Bu veri, kamu personeli açısından da anlamlı. Atama, tayin ve ilk görev yeri uygulamaları, genç yaş gruplarındaki il değişikliğinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Uluslararası göçte tablo tersine döndü

TÜİK'in ayrı bir bültende yayımladığı uluslararası göç istatistikleri de dikkat çekici bir sonuç ortaya koydu. 2025'te Türkiye'ye 393 bin 829 kişi geldi; ülkeden ayrılanların sayısı ise 403 bin 216 oldu.

Buna göre Türkiye, uluslararası göç dengesinde de negatif tarafta yer aldı. Gelen ve giden arasındaki fark, yaklaşık 9 bin 400 kişilik bir açığa işaret ediyor.

İç göç ve uluslararası göç verileri farklı yöntem ve kapsamla üretildiği için toplanarak değerlendirilmiyor; iki bülten ayrı ayrı okunuyor.

Verinin kamu politikaları açısından anlamı

İç göç istatistikleri, merkezi ve yerel yönetimlerin hizmet planlamasının temel girdilerinden biri. Nüfus kazanan illerde okul, hastane, toplu taşıma ve konut ihtiyacı artarken; nüfus kaybeden illerde mevcut altyapının verimliliği tartışma konusu oluyor.

Ankara'nın 31 binin üzerindeki net kazancı, başkentte konut talebi ve kira dinamikleri üzerinde baskı yaratabilecek bir gösterge olarak okunuyor. İstanbul'daki net kayıp ise kentin uzun vadeli nüfus projeksiyonlarının yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.

Hangi iller nüfus kazandı?

TÜİK verileri, iç göçün yalnızca büyükşehirler arasında değil, bölgeler arasında da yeniden dağılım gösterdiğini ortaya koyuyor.

Net göç kazanan iller arasında sanayi yatırımı çeken Anadolu kentleri ile turizm ve hizmet sektörünün güçlü olduğu sahil illeri öne çıkıyor. Nüfus kaybeden iller ise ağırlıklı olarak istihdam olanaklarının sınırlı kaldığı bölgelerde yoğunlaşıyor.

Göç veren ve alan iller arasındaki bu ayrışma, bölgesel kalkınma politikalarının etkinliği tartışmasını da beraberinde getiriyor.

TÜİK, il bazlı ayrıntılı göç matrisini bültenin eklerinde yayımlıyor. Bu tablo, hangi ilden hangi ile göç edildiğini gösteren en kapsamlı veri kaynağı olma özelliği taşıyor.