Türkiye Varlık Fonu (TVF) bünyesindeki TVF Katılım Finans Yatırımları AŞ, Ziraat Katılım ve Halk Katılım'ın tüm paylarını devralması için 7 Ekim 2026'da pay devir sözleşmelerini imzaladı. Kamu sermayeli katılım finans kurumlarının tek çatı altında birleştirilmesine yönelik sürecin ilk aşaması böylece tamamlandı.

Devir işlemlerinin gerekli yasal izinler ve düzenleyici otorite onaylarının alınmasının ardından 2026 yılı sonuna kadar gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Sözleşmeler, her iki finans kurumunun paylarının bedelleri ödenmek suretiyle devralınmasını kapsamaktadır.

Birleşmenin Amacı ve Stratejik Hedefler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılım finansın gelişimine yön veren stratejik vizyonu doğrultusunda, kamu sermayeli katılım finans kurumlarının kapasitesi ile rekabet gücünün geliştirilmesi, katılım finans ekosisteminin güçlendirilerek finansal piyasalar içindeki payının artırılması amaçlanıyor.

Birleşmeyle şube maliyetlerinin azaltılması, teknoloji yatırımlarının tek merkezden yapılması, operasyonel giderlerin düşürülmesi ve daha güçlü sermaye yapısı oluşturulması hedefleniyor.

Devir Süreci ve Takvim

İmzalanan sözleşmeler, Ziraat Katılım ve Halk Katılım'ın paylarının TVF Katılım Finans Yatırımları AŞ'ye devrine ilişkin hükümleri içermektedir. Devir işlemlerinin tamamlanabilmesi için:

  • Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) onayı
  • Diğer düzenleyici otoriteler nezdindeki yasal süreçlerin tamamlanması
  • Devir bedellerinin ödenmesi

Gerekli bulunmaktadır. Gerekli yasal ve düzenleyici otoriteler nezdinde süreçlerin tamamlanmasının ardından devirlerin 2026 yılı sonuna kadar gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.

Sektöre Beklenen Etkileri

Söz konusu üç bankanın Mart 2026 itibarıyla toplam bankacılık sektöründeki payı yüzde 3,4, katılım bankacılığı segmentindeki payı ise yaklaşık yüzde 36 seviyesinde bulunuyor. Birleşme sonrasında oluşacak yapının daha büyük ölçek ve daha güçlü marka etkisiyle Türkiye'nin en büyük katılım bankası haline gelebileceği değerlendirilmektedir.

Sektör uzmanları, birleşmenin ölçek ekonomisi yaratarak rekabet gücünü artıracağını, ancak entegrasyon sürecinde operasyonel verimlilik ve müşteri memnuniyeti gibi unsurların dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.

Müşteriler ve Çalışanlar Açısından Sonuçlar

Mevcut hesaplar korunacak, kredi sözleşmeleri devam edecek, katılım hesapları geçerliliğini sürdürecek, şube dönüşümleri zaman içinde yapılacak. Birleşme süreci boyunca müşteri hizmetlerinin kesintisiz devamı sağlanması öngörülmektedir.