Felsefe · 9.–15. yüzyıl

İslam Felsefesi

Bağdat'ta Yunanca eserlerin çevrilmesiyle başlayan İslam felsefesi, Kindî ve Fârâbî'den İbn Sînâ ve İbn Rüşd'e uzanan bir gelenek kurdu; kelâm, işrâk ve tasavvufla birlikte zengin bir düşünce dünyası oluşturdu ve Avrupa'yı da derinden etkiledi.

Kindî’den İbn Haldun’a yaşam çizelgesi

İslam düşüncesinin büyük isimleri

  1. Kindî
  2. Mâtürîdî
  3. Fârâbî
  4. İbn Sînâ
  5. Gazâlî
  6. İbn Tufeyl
  7. İbn Rüşd
  8. Sühreverdî
  9. İbn Arabî
  10. Mevlânâ
  11. İbn Haldun

Ekoller

Kelâm

İslam inanç esaslarını akli delillerle temellendiren ve savunan disiplin. Akla geniş yer veren Mu’tezile, onu eleştiren Eş’arîlik ve Türk dünyasında yaygınlaşan Mâtürîdîlik başlıca ekolleridir.

Mâtürîdî · Gazâlî

İşrâkîlik

Sühreverdî’nin kurduğu ‘aydınlanma’ felsefesi; varlığı nurun dereceleri, bilgiyi ise doğrudan bir aydınlanma olarak açıklar. Akli kanıtlamayı manevi deneyimle birleştirmesiyle Meşşâîlikten ayrılır; Molla Sadrâ’nın düşüncesine zemin hazırladı.

Sühreverdî

Tasavvuf ve vahdet-i vücûd

Nefsi arındırarak Allah’a manevi yakınlığı amaçlayan tasavvuf, İbn Arabî’yle derin bir varlık felsefesine, Mevlânâ’yla aşkı merkeze alan bir şiir ve hikmet geleneğine dönüştü. ‘Vahdet-i vücûd’ (varlığın birliği), gerçek varlığın yalnızca Allah’a ait olduğunu, çokluğun O’nun tecellisi olduğunu anlatır.

İbn Arabî · Mevlânâ · Gazâlî

Temel kuramlar ve büyük tartışmalar

  1. Çeviri hareketi ve Beytü'l-Hikme

    Abbasi halifesi Me’mûn döneminde Bağdat’ta Beytü’l-Hikme çevresinde Aristoteles, Platon, Galenos ve Öklid’in eserleri Arapçaya çevrildi. Bu çeviri hareketi, İslam felsefesinin ve bilimin doğuşunu sağladı; kayıp Yunan eserlerinin bir kısmı da Arapça çevirileri sayesinde günümüze ulaştı.

    Kindî
  2. Sudûr (feyz) kuramı

    Varlığın, mutlak bir ve zorunlu olan Tanrı’dan, güneşten yayılan ışık gibi zorunlu bir taşmayla akıllar zinciri yoluyla meydana geldiği görüşü. Yeni Platonculuktan esinlenen bu kuramı Fârâbî ve İbn Sînâ sistemleştirdi.

    Fârâbî · İbn Sînâ
  3. Faal Akıl

    Ay altı âlemi yöneten ve insan aklını potansiyelden fiile çıkararak bilgiye ulaştıran ‘etkin akıl’. Fârâbî ve İbn Sînâ’ya göre peygamberlik bilgisi de bu akılla kurulan güçlü bir bağın sonucudur.

    Fârâbî · İbn Sînâ
  4. Zorunlu varlık delili

    İbn Sînâ’nın Tanrı’nın varlığına dair kanıtı: Her şey ya varlığı kendinden olan zorunlu varlık ya da başkasından alan mümkün varlıktır. Mümkünler zinciri sonsuza dek süremeyeceğine göre, varlığı kendinden olan bir zorunlu varlık bulunmalıdır.

    İbn Sînâ
  5. Uçan adam deneyi

    İbn Sînâ’nın düşünce deneyi: Boşlukta, duyuları işlemez hâlde yaratılmış bir insan, bedeninin hiçbir parçasını algılamasa da kendi varlığından haberdar olur. Benlik bilinci bedenden bağımsızdır; bu düşünce Descartes’ın cogito’sunu yüzyıllarca önceden çağrıştırır.

    İbn Sînâ
  6. Nedensellik tartışması

    Gazâlî, ateş ile pamuğun yanması arasında zorunlu bir bağ olmadığını, düzenli birlikteliğin Allah’ın yaratmasındaki âdet olduğunu savundu. İbn Rüşd ise nedenselliği inkâr etmenin aklı ve bilimi imkânsız kılacağını söyleyerek ona karşı çıktı.

    Gazâlî · İbn Rüşd
  7. Âlemin ezelîliği tartışması

    Meşşâî filozoflar evrenin zaman içinde başlamadığını, Tanrı’dan ezelî olarak taşıp geldiğini savundu; Gazâlî bu görüşü dinle bağdaşmaz bularak eleştirdi. Tartışma İbn Rüşd’ün cevabıyla İslam düşüncesinin en ünlü polemiklerinden biri oldu.

    Gazâlî · İbn Rüşd · Kindî
  8. Akıl ve vahiy uyumu

    Kindî’den İbn Rüşd’e Müslüman filozofların ortak iddiası: Doğru akıl ile vahiy aynı hakikate işaret eder. İbn Rüşd, Faslü’l-Makâl’da felsefi düşünmenin dinen emredildiğini savundu.

    Kindî · İbn Rüşd · Mâtürîdî
  9. Erdemli şehir

    Fârâbî’ye göre insan mutluluğa ancak bir toplum içinde, dayanışarak ulaşabilir. Erdemli şehrin başında bilge ve erdemli bir yönetici bulunur; cahil, fasık ve yoldan çıkmış şehirler ise onun karşıtlarıdır.

    Fârâbî
  10. İşrâk: ışık metafiziği

    Sühreverdî varlığı ışığın dereceleriyle, bilgiyi ise doğrudan bir aydınlanma (huzûrî bilgi) olarak açıkladı.

    Sühreverdî
  11. Vahdet-i vücûd

    İbn Arabî’nin düşüncesine verilen ad: Gerçek varlık birdir, evrendeki çokluk ilahi isimlerin tecellisidir. Osmanlı tasavvuf geleneğini derinden etkiledi.

    İbn Arabî · Mevlânâ
  12. Asabiyye ve devletlerin döngüsü

    İbn Haldun’a göre toplulukları iktidara taşıyan dayanışma ruhu (asabiyye), yerleşik hayatın rahatlığıyla zayıflar; devletler genellikle üç kuşak içinde doğar, yükselir ve çöker.

    İbn Haldun
  13. Batı'ya etkisi

    12. yüzyıldan itibaren Toledo ve Sicilya’da yapılan Latince çevirilerle İbn Sînâ (Avicenna) ve İbn Rüşd (Averroes) Avrupa üniversitelerinde okutuldu; Thomas Aquinas gibi düşünürler onlarla tartışarak kendi sistemlerini kurdu.

    İbn Sînâ · İbn Rüşd

Filozoflar ve düşünürler

Sıkça sorulanlar

İslam felsefesi nedir?

İslam felsefesi, 9. yüzyılda Bağdat’ta Yunan felsefe eserlerinin Arapçaya çevrilmesiyle başlayan; varlık, bilgi, Tanrı, ahlak ve toplum üzerine İslam medeniyeti içinde geliştirilen akli düşünce geleneğidir.

İlk İslam filozofu kimdir?

İslam dünyasının ilk büyük filozofu, "Arapların filozofu" unvanıyla anılan Kindî’dir (yaklaşık 801–873).

Muallim-i Sânî kimdir?

"İkinci Öğretmen" anlamına gelen Muallim-i Sânî unvanı, Aristoteles’ten (İlk Öğretmen) sonra mantığı ve felsefeyi en iyi öğreten kişi olarak görülen Fârâbî’ye verilmiştir.

Gazâlî ile İbn Rüşd neden tartıştı?

Gazâlî Filozofların Tutarsızlığı’nda filozofları özellikle âlemin ezelîliği, Tanrı’nın tikelleri bilmesi ve bedenle diriliş konularında eleştirdi. İbn Rüşd yaklaşık bir asır sonra Tutarsızlığın Tutarsızlığı’yla felsefeyi savundu; tartışma İslam düşüncesinin en ünlü polemiklerinden biri oldu.

İslam felsefesinin Batı’ya etkisi nedir?

İbn Sînâ ve İbn Rüşd’ün eserleri 12. yüzyıldan itibaren Latinceye çevrildi; Avicenna ve Averroes adlarıyla Avrupa üniversitelerinde okutuldu ve Ortaçağ skolastik felsefesini derinden etkiledi.

Felsefe · Ünlü felsefe sözleri