Haremde Beethoven
Abdülmecid Efendi, 1915
Bir Osmanlı köşkünün harem dairesinde piyano, keman ve viyolonselden oluşan bir üçlünün Beethoven çaldığı sahne: modernleşen saray hayatının portresi.
Eserin hikâyesi
Zengin döşenmiş bir salonda bir oda müziği konseri var: bir kadın piyanonun başında, bir kadın kemanla, bir erkek viyolonselle çalıyor; diğerleri dinliyor. Arka planda bir büst, duvarlarda tablolar, odanın her yerinde halılar, kumaşlar ve bitkiler göze çarpıyor.
Tablonun ressamı, Osmanlı hanedanının üyesi ve daha sonra son halife olacak Abdülmecid Efendi’dir. Kendi köşkünün havasını yansıtan bu sahnede Batı klasik müziği, harem dairesinde ve aile içinde icra ediliyor: 20. yüzyılın başında Osmanlı seçkinlerinin Batı kültürüyle kurduğu ilişkinin sanattaki en çarpıcı belgelerinden biri.
“Harem” sözcüğü Batı’da çoğu zaman egzotik ve kapalı bir dünya imgesiyle anılırken, Abdülmecid Efendi’nin tablosu ailenin müzik dinlediği, kitap okuduğu, sanatla uğraştığı bir ev hayatını gösterir. Eser, ressamın “Haremde Goethe” tablosuyla birlikte sık sık anılır.
Nelere bakmalı?
Üçlü
Piyano, keman ve viyolonsel: Beethoven’ın oda müziği için en sevdiği birleşimlerden biri, Osmanlı köşkünün salonunda.
Dinleyiciler
Sağda koltukta oturan ve müziğe kapılmış görünen figürler, sahnenin bir “gösteri” değil aile içinde yaşanan bir an olduğunu hissettirir.
Büst
Arka plandaki beyaz büst, salonun bir müzik ve sanat mekânı olarak düzenlendiğini gösterir.
İç mekân
Halılar, avizeler, saksı bitkileri ve duvardaki tablolar, dönemin Avrupai ve Osmanlı zevkini bir arada yansıtan döşemenin ayrıntılarıdır.
Biliyor muydunuz?
- Abdülmecid Efendi yalnız ressam değil, besteci ve icracıydı da; Batı müziğine olan ilgisi tablolarına da yansıdı.




