Felsefe kavramları
Arkheden absürde, idealar kuramından kötülüğün sıradanlığına: felsefe tarihinin 45 temel kavramı sade bir dille, hangi filozofa ve akıma ait olduğuyla birlikte.
Aradığınız kavram bu sözlükte yok. Filozoflara ya da akımlara göz atabilirsiniz.
A
- A priori ve a posteriori deney öncesi, deney sonrası
-
A priori bilgi deneyimden bağımsız olarak akılla bilinir (“Her üçgenin üç kenarı vardır”); a posteriori bilgi deneyime dayanır (“Bu taş ağırdır”). Kant, deneyimle başlayan ama deneyimden türemeyen a priori bilgilerin nasıl mümkün olduğunu sorar.
Kant · Hume — akım: Alman idealizmi
- Absürt saçma
-
Camus’ye göre insanın anlam arayışı ile evrenin bu arayışa sessiz kalması arasındaki çatışma. Sisifos Söyleni’nde bu duruma verilecek cevap umutsuzluk değil, bilinçli bir başkaldırıdır: “Sisifos’u mutlu düşlemek gerek.”
Albert Camus — akım: Absürdizm
- Altın orta orta yol, mesotes
-
Aristoteles’e göre ahlaki erdem, iki aşırı uç arasındaki doğru ölçüdür. Cesaret korkaklık ile gözü karalık arasında, cömertlik cimrilik ile savurganlık arasındadır. Bu orta nokta herkes ve her durum için aynı değildir; akılla bulunur.
- Apatheia tutkulardan özgürlük
-
Stoacılıkta akla aykırı tutkulardan (aşırı korku, öfke, arzu) kurtulmuş olma hâli. Duygusuzluk değil, olaylar karşısında yargısını akılla kuran ve tutkularına tutsak olmayan insanın özgürlüğüdür.
Seneca · Epiktetos · Marcus Aurelius — akım: Stoacılık
- Arkhe ana madde, ilk ilke
-
İlkçağ doğa filozoflarının, evrendeki her şeyin kendisinden türediği ilk madde ya da ilke için kullandığı kavram. Thales’e göre arkhe sudur, Herakleitos’a göre ateş. Felsefe, bu soruyu mitlerle değil akılla yanıtlama girişimiyle başlar.
Thales · Herakleitos — akım: İlkçağ doğa felsefesi
- Asabiyye dayanışma bağı
-
İbn Haldun’un toplulukları bir arada tutan ve onlara devlet kurduran dayanışma duygusu için kullandığı kavram. Ona göre devletler güçlü asabiyyeyle kurulur, refah ve rahatla bu bağ zayıfladıkça çöker.
- Ataraksia dinginlik, ruh huzuru
-
Ruhun kaygı ve korkudan arınmış sükûnet hâli. Epikuros’a göre ölüm ve tanrılar korkusundan kurtulup sade hazlarla yetinen insan bu dinginliğe ulaşır; Stoacılar da benzer bir iç huzuru amaçlar.
Epikuros — akım: Epikürcülük
B
- Bengi dönüş ebedi tekerrür
-
Nietzsche’nin sınaması: yaşadığın hayatın her anıyla birlikte sonsuz kez aynen tekrarlanacağını düşün. Bu düşünceyi sevinçle karşılayabilecek biçimde yaşamak, hayatı tümüyle olumlamaktır.
- Bize bağlı olan ve olmayan kontrol ikiliği
-
Epiktetos’un öğretisinin çekirdeği: yargılarımız, isteklerimiz ve tercihlerimiz bize bağlıdır; bedenimiz, ünümüz, malımız ve başkalarının davranışları bize bağlı değildir. Huzur, yalnızca bize bağlı olanla uğraşmaktan geçer.
Epiktetos · Marcus Aurelius — akım: Stoacılık
C
- Cogito düşünüyorum öyleyse varım
-
Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım” önermesi. Her şeyden şüphe edilse bile şüphe eden, yani düşünen bir benin varlığından şüphe edilemez; Descartes kesin bilginin ilk basamağını bu önermeye dayandırır.
Descartes — akım: Rasyonalizm (Akılcılık)
D
- Dasein orada-olmak
-
Heidegger’de kendi varlığını sorun edinebilen tek varlık olarak insan. Dasein dünyaya fırlatılmış, zamanla ve ölümlülüğüyle kuşatılmış bir varoluştur.
Heidegger — akım: Varoluşçuluk
- Dil oyunları
-
Geç dönem Wittgenstein’a göre bir sözcüğün anlamı, onun farklı yaşam etkinliklerinde (emir vermek, soru sormak, şaka yapmak) nasıl kullanıldığıdır. Felsefi sorunların bir kısmı, sözcükleri ait oldukları dil oyunundan koparmaktan doğar.
Wittgenstein — akım: Analitik felsefe
- Diyalektik Hegel diyalektiği
-
Hegel’de düşüncenin ve tarihin, karşıtlıklar ve çelişkiler daha üst bir birlik içinde aşılarak ilerlemesi. Yaygın “tez–antitez–sentez” formülü Hegel’in kendi terimi değildir; sonradan yapılmış bir özetlemedir.
Hegel · Karl Marx — akım: Alman idealizmi
- Doğa durumu
-
Toplum sözleşmesi kuramlarında, devlet ortaya çıkmadan önceki insanlık hâli. Hobbes’ta “herkesin herkese karşı savaşı”dır; Locke’ta doğal yasanın geçerli olduğu bir özgürlük düzeni; Rousseau’da ise görece masum ve bağımsız bir yaşam.
Hobbes · Locke · Rousseau — akım: Toplum sözleşmesi kuramı
E
- Erdem arete, fazilet
-
Bir şeyin kendine özgü işlevini en iyi biçimde yerine getirmesi; ahlakta iyi karakter. Sokrates erdemi bilgiyle özdeşleştirir: iyiyi bilen kötülük yapmaz. Aristoteles ise erdemin alışkanlıkla kazanılan bir karakter hâli olduğunu söyler.
- Eudaimonia mutluluk, iyi yaşam
-
Aristoteles etiğinde insanın ulaşmak istediği en yüksek amaç. Geçici bir haz duygusu değil, insanın aklını ve erdemlerini ömür boyu etkin biçimde kullanarak sürdürdüğü iyi yaşamdır.
F
- Fayda ilkesi en çok kişiye en büyük mutluluk
-
Doğru eylemin, etkilediği herkes için en büyük mutluluğu sağlayan eylem olduğu ilkesi. Mill, hazlar arasında nicelik kadar nitelik farkı da bulunduğunu savunur: “Tatminsiz bir Sokrates olmak, tatmin olmuş bir aptal olmaktan iyidir.”
John Stuart Mill — akım: Faydacılık
G
- Gazâlî’de nedensellik âdet, illiyet
-
Gazâlî’ye göre ateşle pamuğun yanması arasında zorunlu bir bağ gözlemlemeyiz; yalnızca birinin ardından ötekinin geldiğini görürüz. Olaylar arasındaki düzen, Tanrı’nın yaratmasında süregelen bir “âdet”tir.
- Genel irade volonté générale
-
Rousseau’da tek tek bireylerin özel çıkarlarının toplamından farklı olarak, toplumun ortak iyisini amaçlayan halk iradesi. Meşru yasa, bu genel iradenin ifadesidir.
Rousseau — akım: Toplum sözleşmesi kuramı
H
- Hume’da nedensellik neden-sonuç, alışkanlık
-
Hume’a göre neden ile sonuç arasındaki zorunlu bağı hiçbir zaman algılamayız; yalnızca olayların sürekli art arda geldiğini görürüz. “Zorunlu bağlantı” düşüncesi, zihnin alışkanlıkla kurduğu bir beklentidir.
Hume — akım: Empirizm (Deneycilik)
İ
- İdealar kuramı idea, formlar
-
Platon’a göre duyularla algıladığımız değişken dünyanın ötesinde, yalnızca akılla kavranabilen değişmez ve kusursuz örnekler (idealar) vardır. Gördüğümüz güzel şeyler, “Güzel” ideasının eksik kopyalarıdır.
Platon — akım: Platonculuk
- İşrâk aydınlanma, nur
-
Sühreverdî’nin felsefesinde varlığın bir ışık (nur) hiyerarşisi olarak anlaşılması; hakikatin yalnızca akıl yürütmeyle değil, iç aydınlanma ve sezgiyle bilinmesi.
Sühreverdî — akım: İşrâkîlik
K
- Kadın doğulmaz, kadın olunur İkinci Cins
-
Simone de Beauvoir’ın İkinci Cins’teki ünlü tespiti: toplumda kadına biçilen rol doğuştan değil, kültür ve eğitimle kurulur. Varoluşçu özgürlük düşüncesini cinsiyet sorununa uygular.
Simone de Beauvoir — akım: Varoluşçuluk
- Kategorik imperatif koşulsuz buyruk
-
Kant ahlakının temel ilkesi: “Yalnızca, aynı zamanda genel bir yasa olmasını isteyebileceğin ilkeye göre davran.” Bir başka formülasyonu, insanı hiçbir zaman yalnızca araç olarak değil, her zaman aynı zamanda amaç olarak görmeyi buyurur.
Kant — akım: Alman idealizmi
- Kötü niyet mauvaise foi, kendini kandırma
-
Sartre’da insanın özgürlüğünü ve sorumluluğunu inkâr ederek kendini bir rolün, koşulların ya da doğasının zorunlu sonucu gibi görmesi; kendini kandırma.
Sartre — akım: Varoluşçuluk
- Kötülüğün sıradanlığı
-
Hannah Arendt’in Eichmann davası üzerine geliştirdiği kavram: büyük kötülükler canavarca güdülerden değil, düşünmeyi bırakıp emirleri ve kuralları sorgusuz uygulayan sıradan insanlardan doğabilir.
L
- Logos evrensel akıl
-
Herakleitos’ta sürekli değişen evrene düzen veren akıl ve yasa. Stoacılar bu kavramı, evrenin her yanına yayılmış ilahi akıl olarak geliştirdi; insanın aklı da bu evrensel aklın bir parçasıdır.
Herakleitos · Marcus Aurelius — akım: Stoacılık
M
- Mağara alegorisi mağara benzetmesi
-
Platon’un Devlet’te anlattığı benzetme: mağaraya zincirlenmiş, yalnızca duvardaki gölgeleri gören tutsaklar gölgeleri gerçek sanır. Felsefe, gölgelerden yüzü güneşe, yani gerçeğe dönme yolculuğudur.
Platon — akım: Platonculuk
N
P
- Pascal’ın bahsi Pascal’ın iddiası
-
Pascal’ın, Tanrı’ya inanmanın akılcı bir bahis olduğunu savunduğu argüman: Tanrı varsa inanan çok şey kazanır, yoksa çok az şey kaybeder. Düşünceler’de yer alır.
R
- Ren insanseverlik, erdem
-
Konfüçyüs düşüncesinde insanlar arası iyiliğin ve erdemin özü. Aile ve toplum ilişkilerinde saygı, töre (li) ve özenle gelişir; iyi yönetimin de temelidir.
Konfüçyüs — akım: Konfüçyüsçülük
S
- Sokratik yöntem ironi, maiotik, doğurtma
-
Sokrates’in sorular sorarak muhatabına önce bilgisizliğini fark ettirdiği (ironi), ardından doğruyu onun kendi aklından “doğurttuğu” (maiotik) konuşma yöntemi. Bilgiyi dışarıdan aktarmak yerine birlikte sorgulayarak aramaya dayanır.
- Sudûr feyz, taşma
-
Fârâbî ve İbn Sînâ’da evrenin, tek ve mutlak olan Bir’den (Tanrı) basamak basamak akıllar zinciri yoluyla taşarak meydana gelmesi öğretisi. Yeni Platoncu kökenlidir ve İslam felsefesinde kozmolojinin temeli olmuştur.
Fârâbî · İbn Sînâ — akım: Meşşâîlik (Aristotelesçilik)
T
- Tabula rasa boş levha
-
Locke’a göre insan zihni doğuştan hiçbir fikir taşımayan boş bir levhadır; tüm fikirlerimiz duyumlardan ve bu duyumlar üzerine düşünmekten gelir. Empirizmin temel tezidir.
Locke — akım: Empirizm (Deneycilik)
- Tao ve wu wei yol, eylemsizlik
-
Lao Zi’de Tao, evrenin adlandırılamayan ilkesi ve akışıdır. Wu wei (zorlamadan eylemek), doğanın akışına karşı koymadan, kendiliğindenlik içinde davranmayı öğütler.
- Tarihsel materyalizm diyalektik materyalizm
-
Marx’a göre toplumların yapısını ve değişimini belirleyen temel etken düşünceler değil, maddi üretim ilişkileridir. Tarih, bu ilişkilerden doğan sınıf çatışmalarının tarihidir.
- Toplum sözleşmesi sosyal sözleşme
-
Devletin, insanların doğa durumundan çıkıp güvenlik, hak ve özgürlüklerini korumak için yaptığı varsayımsal bir anlaşmaya dayandığı görüşü. Hobbes güçlü bir egemen, Locke doğal hakları koruyan sınırlı bir yönetim, Rousseau genel iradeye dayalı bir halk egemenliği sonucuna varır.
Hobbes · Locke · Rousseau — akım: Toplum sözleşmesi kuramı
- Töz cevher, substantia
-
Kendi başına var olan, varlığı başka bir şeye dayanmayan şey. Aristoteles’te tek tek varlıklar tözdür; Descartes düşünen töz (zihin) ile yer kaplayan tözü (madde) ayırır; Spinoza’ya göre ise tek bir töz vardır: Tanrı ya da Doğa.
Aristoteles · Descartes · Spinoza — akım: Rasyonalizm (Akılcılık)
U
- Uçan adam deneyi muallak insan
-
İbn Sînâ’nın düşünce deneyi: boşlukta, duyuları hiçbir şey algılamayacak biçimde yaratılmış bir insan bile kendi varlığının farkında olur. İbn Sînâ buradan nefsin (benliğin) bedenden ayrı bir öz olduğu sonucuna varır.
İbn Sînâ — akım: Meşşâîlik (Aristotelesçilik)
Ü
V
- Vahdet-i vücûd varlığın birliği
-
İbn Arabî’ye nispet edilen görüş: gerçek anlamda var olan yalnızca Tanrı’dır; evrendeki çokluk O’nun isim ve sıfatlarının tecellileridir. Tasavvuf düşüncesini ve Mevlânâ çevresini derinden etkilemiştir.
İbn Arabî · Mevlânâ — akım: Tasavvuf ve vahdet-i vücûd
- Varoluş özden önce gelir varoluşçuluk ilkesi
-
Sartre’ın varoluşçuluğu özetleyen ilkesi: insanın önceden belirlenmiş bir özü yoktur; önce var olur, sonra seçimleri ve eylemleriyle kendini tanımlar. Bu yüzden insan özgürlüğe “mahkûmdur” ve yaptıklarından sorumludur.
Sartre · Simone de Beauvoir — akım: Varoluşçuluk
Y
- Yabancılaşma
-
Marx’ta emekçinin, ürettiği ürüne, üretim sürecine, kendi insani özüne ve diğer insanlara yabancılaşması. Kapitalist üretimde emek, insanın kendini gerçekleştirdiği bir etkinlik olmaktan çıkar.
- Yöntemsel şüphe kartezyen şüphe
-
Descartes’ın kesin bilgiye ulaşmak için en küçük şüpheye açık her bilgiyi geçici olarak reddettiği yöntem. Şüphe burada amaç değil, sarsılmaz bir temel bulmanın aracıdır.
Descartes — akım: Rasyonalizm (Akılcılık)
Z
- Zorunlu varlık vâcibü’l-vücûd
-
İbn Sînâ’nın varlık ayrımında varlığı kendinden olan, var olmaması düşünülemeyen varlık. Evrendeki her şey “mümkün varlık”tır; varlığını başkasından alır. Mümkünler zinciri sonsuza gidemeyeceği için bir zorunlu varlığın bulunması gerekir.
İbn Sînâ — akım: Meşşâîlik (Aristotelesçilik)
Tanımlar kamu1 editörlüğünce yazılmıştır; ayrıntı için ilgili filozof ve akım sayfalarına bakabilirsiniz. Ayrıca: Felsefe pusulası · Ünlü felsefe sözleri · İslam felsefesi